Ortak Zemin​, Kağıt üzerine kazıma, 45×65 cm

Ortak Zemin, görsel temsilin ötesinde, belleğin hem bireysel hem de maddesel bir işlem olarak nasıl şekillendiğine dair bir sorgulama sunar. Kazıma tekniği, resmetmenin aksine bir yok etme edimidir; yüzeyden eksiltir, azaltır, geri çekilir. Ancak bu eksiltme, bir silinme değil, aksine bir görünür kılma biçimidir. Görüntü, bu bağlamda bir figüratif temsil olarak değil; belleğin mekânsal izdüşümü olarak ele alınır. Aynı yastığa baş koymuş iki bedene dair iz, yalnızca mahrem bir hafızayı değil, birlikte yaşanmış zamanın fiziksel tortusunu da taşır. Bu nedenle yapıt, geçmişin görüntüsünü değil, geçmişin izini sunar. Kağıt, burada hem bir direnç yüzeyidir hem de belleğin kırılgan doğasını taşıyan bir metafor. Kazındıkça incelen, inceldikçe figürü belirsizce ortaya çıkaran bir zemin. Malzeme, müdahalenin hafifliğiyle şekillenir; izleyici ise bu yüzeyde neyi gördüğünden çok neyi hissettiğiyle ilişki kurar. Birlikte yaşanmış bir hayatın hatırası, burada net çizgilerle değil, kaybolmaya yüz tutmuş bir izlekle anlatılır. Geriye kalan ise yalnızca bir biçim değil; hatırlama ediminin kendisidir.